23 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’nin Yargı Bölümü’nde tek bir karar var ve başlığı hiçbir şey anlatmıyor: “Yargıtay 4. Hukuk Dairesine Ait Karar”. Metnin içinde, sigorta ettirenlerin çoğunun varlığından bile haberdar olmadığı bir sicile — ve o sicile düşenlerin hangi mahkemenin kapısını çalması gerektiğine — dair bağlayıcı bir cevap duruyor.

Olay: imzalanmamış bir tutanak, on yıllık sigorta ambargosu

Davacı, adına tescilli aracı için zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi bulunan bir gerçek kişi. İddiası şu: aracı hiçbir kazaya karışmadığı hâlde, 2010 yılında bilgisi dışında bir maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenlenmiş. Tutanakta aracının sürücüsü olarak başka bir isim yazıyor, kendisinin imzası yok, kazaya karıştığı belirtilen diğer aracın malikini de tanımıyor.

Karşı aracın maliki ihbarda bulununca sigorta şirketi hasar dosyası açmış, ekspertiz incelemesi yaptırmış ve karşı araçtaki hasarların beyan edilen kazayla uyumsuz olduğunu tespit etmiş. Bunun üzerine karşı taraf hasar talebinden feragat etmiş. Şirket ise olayı “yanlış sigorta uygulaması şüphesi” sayarak SİSBİS veri tabanına kaydetmiş.

Davacı bu kaydı 2019 yılında tesadüfen öğrendiğini belirtiyor. Kaydın silinmesi için önce sigorta şirketine defalarca, son olarak 2023’te resmen başvurmuş; sonuç alamayınca Sigorta Bilgi Merkezi’ne gitmiş, oradan da sonuç çıkmamış. Dava dilekçesindeki ifadesiyle: kayıt nedeniyle sigorta şirketlerince kara listeye dahil edilmiş ve on yıldan uzun süredir sigorta hizmetlerinden yararlanamamış.

İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı davacıyı doğruladı: tutanakta davacının imzası yoktu, hasar dosyasındaki fotoğraflarda yalnızca karşı araç görünüyordu, davacıya ait aracın hasarlı hâlde hiçbir fotoğrafı yoktu ve en önemlisi — SİSBİS kaydı oluşturulmadan önce davacıya bildirim yapıldığını ispatlayan bir belge dosyada bulunmuyordu.

Mahkeme davayı kazandırdı, Yargıtay “yanlış kapı” dedi

İlk derece mahkemesi (bir asliye ticaret mahkemesi) 26/2/2025’te davayı kabul etti: kaydın olmadığının tespitine ve kayıtların düzeltilmesine karar verdi. Karar kesin olarak verilmişti, yani olağan kanun yoluna kapalıydı.

Devreye Adalet Bakanlığı girdi ve kararı kanun yararına temyiz etti. Bakanlığın itirazı davanın sonucuna değil, kapısınaydı: bu uyuşmazlık bir tüketici işleminden doğduğuna göre görevli mahkeme tüketici mahkemesiydi; asliye ticaret mahkemesinin göreve ilişkin dava şartını denetlemeden esasa girmesi usul ve yasaya aykırıydı.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 30/3/2026’da oybirliğiyle Bakanlığı haklı buldu.

Gerekçe: sigorta şirketi “sağlayıcı”, araç sahibi “tüketici”

Dairenin akıl yürütmesi üç adımda ilerliyor.

Birinci adım — taraflar. 6502 sayılı Kanun md. 3’e göre sağlayıcı, “kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan” kişi; tüketici ise “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden” kişi. Daire dosyayı inceleyip şunu saptıyor: davacı tacir değil, aracı ticari araç niteliğinde değil, taraflar arasında ticari bir alım-satım yok. Dolayısıyla sigorta şirketi sağlayıcı, araç sahibi tüketici.

İkinci adım — işlem. Aynı maddenin (l) bendinde tüketici işlemi tanımı, sözleşme türlerini sayarken **“sigorta”**yı açıkça anıyor. Üstelik Kanun’un 2. maddesi kapsamı yalnız tüketici işlemleriyle sınırlamıyor, “tüketiciye yönelik uygulamaları” da içine alıyor. SİSBİS kaydı tam olarak budur: sağlayıcının, tüketici konumundaki kişiye yönelik bir uygulaması.

Üçüncü adım — görev. md. 73/1: “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.”

Peki sigorta hukuku Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş ve TTK md. 4 bu davaları ticari dava saymıyor mu? Daire bu itirazı 6502 md. 83/2 ile karşılıyor: “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” Bu özel hüküm, TTK’nın göreve ilişkin düzenlemesini bu uyuşmazlık bakımından devre dışı bırakıyor.

Son olarak zaman bakımından uygulama: 6502 sayılı Kanun 28/5/2014’te yürürlüğe girdi, dava ise 6/9/2023’te açıldı — dolayısıyla Kanun hükümleri uygulanır.

”Kanun yararına bozma” ne anlama geliyor?

Buradaki ayrım önemli ve sıkça yanlış anlaşılıyor. Karar şu ifadeyle verildi: “kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA”.

HMK md. 363 kapsamındaki bu yol, kesinleşmiş bir hükümdeki hukuka aykırılığı tarafların kazanılmış haklarına dokunmadan gidermeye yarar. Pratik sonuçlar:

KimNe oldu
Davacı (araç sahibi)Kazandığı karar ayakta; SİSBİS kaydının silinmesi hükmü geçerliliğini koruyor
Davalı (sigorta şirketi)Bozma kendisine bir hak kazandırmıyor; hüküm sonucunu değiştirmiyor
Bundan sonra dava açacaklarKural netleşti: tüketici mahkemesi

paradefter yorumu — Asıl ders görevde değil, bildirimde

Kararın manşeti “hangi mahkeme” sorusu. Ama dosyanın içindeki asıl bulgu başka yerde ve çok daha fazla kişiyi ilgilendiriyor: kayıt oluşturulmadan önce ilgiliye bildirim yapıldığını gösteren belge dosyada yoktu.

Yönetmelik md. 11 şirkete iki ayrı yükümlülük yüklüyor ve bunlar “ve” bağlacıyla birbirine bağlanmış: durumu ilgiliye yazılı olarak bildirmek ve veri tabanına işlemek. Uygulamada ikincisi otomatik işliyor, birincisi sıklıkla atlanıyor. Sonucu şu tabloda:

Olması gerekenDosyadaki gerçeklik
Tazminat reddi tüketiciye yazılı bildirilirBildirim belgesi yok
Tüketici kaydı öğrenir, itiraz edebilirKaydı 9 yıl sonra tesadüfen öğrenmiş
İtiraz mekanizması işlerŞirkete ve SBM’ye başvurular sonuçsuz kalmış

Bir kişinin on yıl boyunca sigorta yaptıramamasının sebebi, hakkındaki kaydın varlığı değil — kaydın varlığından haberi olmaması. Bildirim yükümlülüğü ihlal edildiğinde itiraz hakkı teorik olarak duruyor, fiilen yok oluyor.

İkinci nokta, kararın zamanlamasında. Olay 2010’da başladı, kayıt 2019’da fark edildi, dava 2023’te açıldı, ilk derece kararı 2025’te çıktı, görev sorunu 2026’da netleşti. On altı yıl. Bugün bu yazıyı okuyup kaydını fark eden birinin kazanacağı asıl şey, bu takvimin ilk üç basamağını atlamak: kaydı erken öğrenmek ve doğru kapıyı ilk seferde çalmak.

Üçüncü nokta ve belki en rahatsız edici olanı: bu dosyada hiç kimse suistimal yaptığını iddia etmedi. Ekspertiz hasarların uyumsuz olduğunu söyledi, karşı taraf feragat etti, yani sigorta şirketi bir kuruş ödemedi. Buna rağmen zarar görmeyen şirketin açtığı kayıt, olayla ilgisi ispatlanmamış bir kişinin on yılına mal oldu. Kaydın oluşturulma eşiği “şüphe”, silinme eşiği ise fiilen “mahkeme kararı” — bu asimetri kararın çözdüğü bir sorun değil, işaret ettiği bir sorun.

En sık yapılan hatalar

  • Asliye ticaret mahkemesinde dava açmak. Sigorta = ticaret hukuku refleksi burada yanlış sonuç veriyor. Görevli mahkeme tüketici mahkemesi.
  • Arabuluculuk aşamasını atlamak. 6502 md. 73/A dava şartı; atlandığında dava esasa girilmeden reddedilir.
  • Kaydı yalnız sigorta şirketinden sormak. Kayıt SBM nezdindeki veri tabanında tutuluyor; başvuruyu hem şirkete hem SBM’ye yapın ve yazılı yapın.
  • Bildirim belgesini istememek. Yönetmelik md. 11 gereği şirketin size yazılı bildirim yapmış olması gerekir. Bu belgeyi talep edin — yoksa bu, lehinize en güçlü delildir.
  • Teklif reddini “fiyat politikası” sanmak. Birden çok şirketten üst üste ret veya olağandışı yüksek fiyat alıyorsanız, sebebi sicilinizdeki bir kayıt olabilir.
  • Davayı davalının merkezinde açmak zorunda sanmak. md. 73/5: kendi yerleşim yerinizdeki tüketici mahkemesinde de açabilirsiniz, üstelik md. 73/2 gereği harçtan muafsınız.

Kaydınızı sildirmek için adım adım yol

AdımNe yapılırDayanak
1SBM nezdindeki kaydınızı sorgulayın, kayıt numarasını ve dayanak hasar dosyasını öğrenin—
2Sigorta şirketine yazılı başvurun; kayıt öncesi yapılması gereken bildirimin belgesini isteyinYönetmelik md. 11
3Sonuç alamazsanız SBM’ye yazılı itiraz edin, cevabı saklayın—
4Dava açmadan önce arabulucuya başvurun, anlaşmama tutanağını alın6502 md. 73/A
5Tüketici mahkemesinde kaydın silinmesi/düzeltilmesi davası açın — kendi yerleşim yerinizde, harçsız6502 md. 73/1, 73/2, 73/5
6Delil olarak: imzasız tutanak, ekspertiz raporu, bildirim belgesinin yokluğu, ret yazılarıHMK genel hükümler

Sonuç

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin kararı yeni bir hak yaratmıyor; var olan hakkın hangi kapıdan aranacağını kesinleştiriyor. SİSBİS kaydının silinmesi davası tüketici mahkemesinde açılır, görev kamu düzenindendir ve mahkeme bunu kendiliğinden denetler. Dosyanın daha az konuşulan tarafı ise şu: tazminat ödemeyen bir şirketin “şüphe” temelli kaydı, hakkında suistimal ispat edilmemiş bir kişinin on yılına mal olabiliyor ve bunun önündeki tek koruma — yazılı bildirim yükümlülüğü — dosyada karşılanmamış görünüyor. Poliçe teklifleriniz anlamsız biçimde reddediliyorsa, sorunun kaynağını fiyatta değil sicilinizde arayın.

Kaynaklar