Kiracı çıktı, ev beklediğinizden kötü durumda. Çoğu ev sahibinin ilk refleksi aynı: fotoğraf çek, depozitoyu tut, ustaya keşif yaptır, sonra hukukçuya git. Yargıtay’ın 21 Mayıs 2026 tarihli kararı, bu sıralamanın tazminat hakkını baştan yok edebileceğini gösteriyor.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E: 2025/6254, K: 2026/3320), Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin kararını oybirliğiyle onadı ve kiraya verenin iki ayrı tazminat talebini de reddetti. Dosyada iki soru vardı: evi yıpratan kiracıdan hor kullanma tazminatı istenebilir mi, ve tahliyeyi 2,5 yıl geciktiren kiracıdan geç tahliye tazminatı istenebilir mi?

Her ikisine de cevap “hayır” oldu — ama iki ayrı gerekçeyle.

Dosyadaki olay

TarihOlay
15.10.2020Kiracı, 1 yıl süreli kira sözleşmesiyle taşınmaza girdi
15.03.2021Kiracı, eski malike tahliye taahhütnamesi verdi: 10.10.2021’de tahliye
25.05.2021Davacı, taşınmazı konut ihtiyacı nedeniyle satın aldı
10.10.2021Taahhüt tarihi geldi, tahliye olmadı
—Taahhüde dayalı icra takibine kiracı itiraz etti; itirazın kaldırılması talebi reddedildi
—İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açıldı ve kabul edildi; kiracı tehiri icra talepli istinafa gitti, istinaf kesin olarak reddedildi
29.03.2024Cebri tahliye kararıyla taşınmaz fiilen tahliye edildi
01.04.2024Davacı taşınmazı teslim aldı
18.07.2024Hor kullanma ve geç tahliye tazminatı davası açıldı (şimdilik 100.000 TL)

Davacının iddiası iki ayaklıydı: kiracı taşınmazı “çok yıprattı ve birçok eşyayı söküp gitti”, ayrıca tahliyeyi tüm hukuk yolları tükenene kadar geciktirdiği için davacı başka bir eve taşınmak, daha yüksek kira ödemek ve taşınma maliyetine katlanmak zorunda kaldı.

Birinci talep: hor kullanma tazminatı — “hemen yazılı bildirim” kuralı

Burada belirleyici olan hüküm TBK md. 335. Metin şöyle:

“Kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. Ancak, teslim alma sırasında olağan incelemeyle belirlenemeyecek olan eksikliklerin ve ayıpların varlığı hâlinde, kiracının sorumluluğu devam eder. Kiraya veren, bu tür eksiklikleri ve ayıpları belirlediğinde, kiracıya hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır.”

Kanun burada bir hak düşürücü etki kuruyor: bildirim yoksa sorumluluk da yok. Ve ölçü “makul süre” değil, metnin kendi ifadesiyle “hemen”.

Somut olayda zincir şöyle kırıldı:

  1. Teslim: 01.04.2024.
  2. Teslim sonrası kiracıya yazılı hasar bildirimi: yapılmadı.
  3. Dava: 18.07.2024 — teslimden yaklaşık 3,5 ay sonra.

İlk derece mahkemesi, davacının “kiralananı teslim aldığı 01.04.2024 tarihinden hemen sonra davacı kiracıya yazılı olarak eski hale getirilmesi gereken tadilatlar olduğuna ilişkin hasar bildiriminde bulunmadığı” ve “3,5 ay sonra 18.07.2024 tarihinde işbu davayı açtığı” tespitiyle, kiracının hor kullanım nedeniyle tazminat sorumluluğundan kurtulduğuna karar verdi.

Kararın en pratik kısmı ise istinaf aşamasında geldi. Davacı, kiracıyla mesajlaştığını ve arabuluculuğa başvurduğunu ileri sürmüştü. Bölge Adliye Mahkemesi bunu kabul etmedi: “arabuluculuk başvurusu ve mesaj kayıtlarının yazılı hasar bildirimi yerine geçmeyeceği”. Davacı temyizde bu tespiti özellikle hedef aldı; Yargıtay itirazı reddedip kararı onadı.

İkinci talep: geç tahliye tazminatı — savunma hakkı kusur değil

İkinci ayak daha ilginç, çünkü burada kiracı davayı kaybetmişti. Tahliye davası kabul edilmiş, kiracının istinaf başvurusu kesin olarak reddedilmiş, tahliye cebri icrayla gerçekleşmişti. Davacı da temyizde tam bunu söylüyordu: “tahliye davasında davalının haksız çıktığını ve davayı kaybettiğini, müvekkilin ihtiyacını ispat ettiğinin göz ardı edildiğini”.

Yargıtay’ın gerekçesi şu:

“…kiracının TBK m. 352’de düzenlenen tahliye sebepleri dava yolu ile fesih ve tahliyeye ilişkin olduğundan bu sebeplerle açılan davada kiracının yasal sınırlar içinde kalmak şartıyla anayasal bir hak olarak yasal savunma ve yargılama yollarını kullanması hukuka aykırı sayılmayacağına göre kira bedeli dışında tazminat talep edilmesi mümkün olmadığından davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.”

Bu sonucun arkasındaki yapı üç parçadan oluşuyor:

  • TBK md. 352 sebepleri “dava yoluyla” sona erdirme sebepleridir. Tahliye taahhüdü (md. 352/1), iki haklı ihtar (352/2) ve kiracının aynı belediye sınırında konutu olması (352/3) — üçü de kiraya verene icraya başvurma veya dava açma hakkı verir, kendiliğinden tahliye borcu doğurmaz.
  • İspat yükü kiraya verendedir. İlk derece mahkemesinin ifadesiyle, “ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında ispat yükü davacı kiraya verende olduğundan davasını ispatlayıp karar kesinleşene kadar kiracının tahliye sorumluluğunun bulunmadığı”.
  • Sözleşme süresinin bitmesi tek başına yetmez. Bölge Adliye Mahkemesi bunu da ayrıca yazdı: “konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceği, yasal prosedürün işletilmiş olmasının geç tahliye nedeniyle tazminat şartlarını oluşturmayacağı”.

Sonuç olarak yasal prosedürü işletmek ile tazminat hakkı kazanmak birbirinden ayrıldı: ev sahibi davayı kazanır, tahliyeyi sağlar, geçen süreye ait kira alacağını ister — ama taşınma masrafı, kira farkı gibi kalemleri kiracıya yükleyemez.

paradefter yorumu: kanun geç tahliyeyi bilerek fiyatlamıyor

Birincisi: TBK md. 335 bir usul kuralı değil, hakkın kendisi. Hor kullanma tazminatında delil toplamak (fotoğraf, keşif, bilirkişi) çoğu ev sahibinin öncelik verdiği adımdır. Ama md. 335’in cümlesi delille ilgili değil: bildirim yapılmazsa “kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur”. Yani elinizde kusursuz bir hasar raporu olsa bile, zamanında yazılı bildirim yoksa dosya esasa girmeden kapanır. Bu kararda tam olarak böyle oldu: mahkemeler hasarın gerçekten var olup olmadığını tartışmaya dahi girmedi.

İkincisi: “mesajlaştık” savunmasının kapanması dijital alışkanlıkla çelişiyor. Kiracı-ev sahibi iletişiminin fiilen WhatsApp üzerinden yürüdüğü bir dönemde, mesaj kayıtlarının md. 335 bildirimi yerine geçmemesi pratikte en çok hata üretecek nokta. Kararın mantığı tutarlı — kanun, muhataba yönelmiş ve ayıbı somut olarak belirten bir bildirim arıyor, uyuşmazlık adımı değil. Ancak sonuç şu: tarafların fiilî iletişim kanalı ile kanunun aradığı biçim arasındaki makas, hak kaybına dönüşüyor. Güvenli davranış tek: teslim günü noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü yazı, ekinde tarihli fotoğraf ve kalem kalem hasar listesi.

Üçüncüsü: arabuluculuk zorunluluğu ile md. 335 arasında bir sıralama tuzağı var. Kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. Ev sahibi doğal olarak “önce arabuluculuk” diye düşünür. Ama bu karar, arabuluculuk başvurusunun md. 335 bildirimini karşılamadığını söylüyor. Yani doğru sıra: önce yazılı hasar bildirimi, sonra arabuluculuk, sonra dava. İlk adımı atlayıp ikinciye geçmek, usulü doğru işletirken esası kaybetmek demek.

Dördüncüsü: geç tahliye tarafında karar, kanunun kendi tercihini uyguluyor. Bu sonucu “kiracı lehine yorum” diye okumak eksik olur; TBK md. 334/2 zaten şunu emrediyor: “Kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmalar geçersizdir.” Kanun koyucu, kira ilişkisinin sonunda kiracının yükünü kira bedeli + hor kullanma zararı ile sınırlamayı bilinçli olarak seçmiş. Yargıtay’ın kararı bu sınırı yargılama süresine de yayıyor. Dolayısıyla sözleşmeye “geç çıkarsan günlük şu kadar ceza” yazmak, konut ve çatılı işyeri kirasında büyük ölçüde kâğıt üstünde kalır.

Beşincisi: asıl maliyet kalemi görünmez hâle geliyor. Bu dosyada ev sahibi taahhüt tarihinden fiilî tahliyeye kadar 2,5 yıl bekledi, bu süreçte başka bir eve taşındı ve daha yüksek kira ödedi. Kararla birlikte bu maliyetin tamamı kiraya verenin üzerinde kalıyor. Pratik sonuç, tahliye stratejisini baştan değiştiriyor: yargılama süresi, tahliye kararının kendisinden daha belirleyici bir risk. İhtiyaç nedeniyle satın alınan bir konutta “dava açar, kazanır, taşınırım” planı yapmak yerine, tahliye süresini en baştan 2-3 yıl varsaymak ve kendi konut planını buna göre kurmak daha gerçekçi. Kiracının itiraz ve kanun yolu kullanması bir kusur değil, öngörülebilir bir takvim kalemi.

Dengeli tarafı: karar ev sahibini tamamen savunmasız bırakmıyor. Tahliyeye kadar işleyen kira alacağı engellenmiyor; gizli ayıplar için süre tespitten işliyor; ve md. 335 bildirimi zamanında yapıldığında hor kullanma tazminatı yolu tamamen açık. Kaybedilen şey hakkın kendisi değil, zamanlaması.

En sık yapılan hatalar

  • Bildirimi “makul süre” sanmak. Metindeki ölçü “hemen”. 3,5 ay bu kararda yeterli bulunmadı.
  • Mesaj/WhatsApp kaydını bildirim saymak. Bu kararda açıkça yetersiz bulundu.
  • Arabuluculuk başvurusunu bildirim yerine koymak. Ayrı bir adım; md. 335’i karşılamıyor.
  • Önce keşif/bilirkişi, sonra bildirim sırasını izlemek. Bildirim yoksa delilin değeri kalmıyor.
  • Depozitoyu tutmakla yükümlülüğü yerine getirdiğini düşünmek. Depozitodan kesinti, kiracıya yapılacak yazılı hasar bildirimini ortadan kaldırmıyor.
  • Tahliye davasını kazanmanın tazminat hakkı doğurduğunu varsaymak. Kazanmak tahliyeyi sağlar; kira dışı zarar kalemlerini doğurmuyor.
  • Sözleşmeye geç tahliye cezası yazıp güvenmek. TBK md. 334/2 bu tür önceden taahhütleri geçersiz sayıyor.
  • İtiraz edilmiş tahliye taahhüdüne dayanmak. İtirazın iptali davası açılmadan taahhüt tazminat dayanağı olmuyor.
  • Gizli ayıpta da teslim tarihinden saymak. Gizli ayıpta süre tespit tarihinden işliyor — ama “hemen yazılı bildirim” şartı aynen geçerli.

2026’da pratik karar — adım adım

DurumunuzNe yapmalı
Kiracı yarın çıkıyorTeslim günü için hazırlık yapın: kalem kalem hasar listesi, tarihli fotoğraf, mümkünse iki taraflı teslim tutanağı
Kiracı bugün çıktı, hasar varAynı gün yazılı bildirim gönderin — noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü mektup. Ekinde hasar listesi ve fotoğraflar
Teslim üzerinden haftalar geçti, bildirim yapmadımHemen yazılı bildirim gönderin, ama gecikmenin md. 335 riski doğurduğunu bilin. Avukatla gizli ayıp argümanının mümkün olup olmadığını değerlendirin
Hasarı sonradan fark ettim (tesisat, zemin altı)Olağan incelemeyle görülemeyeceğini belgeleyin ve tespit tarihinden hemen sonra yazılı bildirim yapın
Arabuluculuğa başvuracağımSıralamayı bozmayın: önce md. 335 yazılı bildirimi, sonra arabuluculuk, sonra dava
Tahliye taahhüdüm var, kiracı çıkmıyorTaahhüt tarihinden bir ay içinde icraya başvurun veya dava açın (TBK md. 352/1). İcra takibine itiraz edilirse itirazın iptali/kaldırılması yolunu mutlaka işletin
Tahliye davası açtım, uzun sürüyorKira dışı zararı (taşınma, kira farkı) tahsil edemeyeceğinizi varsayın. Kendi konut planınızı 2-3 yıllık süreye göre kurun
İhtiyaç için konut alacağım, içinde kiracı varSatın alma kararını tahliyenin hızına bağlamayın. Eski malike verilmiş taahhüt de tek başına hızlı sonuç getirmiyor
Kiracıyım, tahliye davası açıldıSavunma ve kanun yollarını kullanmanız bu karara göre hukuka aykırı değil. Ancak kira bedelini ödemeye devam edin — kira alacağı engellenmiyor
Kiracıyım, çıkıyorumTeslimde iki taraflı tutanak tutmayı siz isteyin; sonradan gelen hasar iddialarına karşı en güçlü belge bu

Sonuç

Karar iki ayrı dersi aynı dosyada veriyor.

Hor kullanma tarafında mesele delil değil takvim: TBK md. 335 yazılı bildirim yapılmazsa kiracıyı “her türlü sorumluluktan” kurtarıyor ve mesaj kayıtları ile arabuluculuk başvurusu bu bildirimin yerine geçmiyor. Teslim günü gönderilmeyen bir ihtarname, en sağlam hasar raporunu bile işlevsiz bırakıyor.

Geç tahliye tarafında mesele kusur değil kanunun tercihi: TBK md. 352 sebepleri dava yoluyla işlediği için kiracının savunma ve kanun yollarını kullanması hukuka aykırı sayılmıyor, kira bedeli dışında tazminat da istenemiyor. Dava kazanılsa bile bu sonuç değişmiyor.

Her iki ders tek bir pratik kurala indirgenebilir: ev sahibinin hakkı, işlemi doğru zamanda ve doğru biçimde yapmasına bağlı — sonradan toplanan hiçbir delil kaçırılmış bildirimi geri getirmiyor.

İlgili yazılarımız: Ev Sahibi Tahliye İstedi — 2026 Vakaları; Kira Sözleşmesi Yenileme 2026; Ev Sahibi Fazla Kira Zammı İstedi; Yargıtay: Sigorta ‘Kara Liste’ Davası Tüketici Mahkemesinde.

Kaynaklar

Yasal Uyarı

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık değildir. Aktarılan karar bir Yargıtay dairesi kararıdır; içtihadı birleştirme kararı niteliğinde olmayıp bağlayıcı değildir. Her dosyanın somut delil durumu ve süreleri farklıdır; işlem yapmadan önce avukatınıza başvurun.